Küçük bir ölu kız bedeni, kız kardeşimmiş...Içinde bulunduğu torbanın içinde hareket ediyor, " hareket ediyor" diyorum o.p etmiyor diyor; " bence yaşıyor" diyorum ağlıyorum hüngür hüngür ikna ediyorlar beni öldü diye. Zaman geçiyor, yeniden hareket ediyor bu sefer daha hızlı, torbayı açıyoruz ve gerçekten yaşadığını görüyoruz. 9-10 yaşlarında, sapsarışın, masmavi gözlü, küçücük, sarılıyorum boynuna ve daha çok ağlıyorum...
Rüya ilginç anlamı bugünler için daha da ilginç : Rüyada bir ölünün dirilmesi, umut kesilen bir şeyin yeniden açılması anlamına gelir....
Ben tek birşeyden ümidimi kestim. Yeniden açılacak olabilir mi? O kadar fotografın içinden bir tek ona dokunulmuş olması umut kesilen bir şeyin yeniden açılıyor olmasına işaret olabilir mi? Öyle olsa bari, gerçekten bu sefer öyle olsa, ben de bir daha hiç birşeyden ümidimi kesmesem böylesine isteksiz, böylesine zorunlu...
5 Haziran 2010 Cumartesi
28 Mayıs 2010 Cuma
Gitmeden Hemen Once ≠ 12
Bu sefer spirituel bir yolculuk olacak, bu sefer eğlence olacak, bu sefer sadece haftasonu, arkadaşlar, oradaki en canlar olacak; bu sefer sadece Milano olacak.
Yine amour, gallo, mr.italy olacak ama bu sefer neredeyse hepimiz turist gibi davranacağız. Gittim geldim, ben geldim , onlar geldi, herkes delirdi, zamanı geldi biraz daha var, herkes biraz daha delirecek, sonra bitecek ama ben de bittim. Onun icin bu haftasonu kaçamaği iyi gelecek!
Adri ile seyahat etmek de başka bir keyif olacak!
23 Mayıs 2010 Pazar
Sahane Olurmuş Tabii ki...
Ne zaman uzun uzun birşeyi düşünsem, önüme çıkıyor. Hoşuma gidiyor tabii çoğu zaman; ama aklımı da karıştırıyor. Birşey düşünüyorsun, hem de olmayan birşeyi, kafanda canlandırıyorsun, pat diye olmayan şey olsaydı nasıl olurdu görüveriyorsun. Tesadüf diye birşey yok diyorum ya devamlı, bunun tesadüf olmadığını biliyorum da ne olduğunu bilmiyorum...
Uzun bir yolculuktan sonra evimde, kafamda biriktirdiğim bir sürü yazımla miskin miskin oturmak istedi canım bugün. Ama kalkıp deniz'e gittim. Özlediğim kokusunu içime çektim doya doya, boş boş bakan yeşil gözlerindeki her harekete bir mana verdim kendimce, öptüm, konuştum, hasret giderdim, yorgunluğumu ve miskinliğimi attım...
Yazacaklarım var çok ama uzun ve yoğun bir hafta var önümde; yarın bir haftaya başlayayım, yazılarıma da başlayacağım...
14 Mayıs 2010 Cuma
Gitmeden Hemen Once ≠ 11
Bütün hafta kalabalıktı başım; amour vardı, michi vardı, rossi ile kıl çocuk francesco vardı, manu, ghierghia, a.grossi vardı...Vardı da vardılar yani; yazamadım o yüzden, rüyalar gördüm garip garip, gördüm bazı şeyler ama yazamadım, zaman olmadı. Ama şimdi, şu dakika rahatım, yazabilirim istediğim kadar da yazmacağım fazla...
Yola gidiyorum yine ama çok keyifle çıkıyorum. Roma'ya gidiyorum hayatımda ilk defa..Şaka gibi, fıkra gibi...Yıllarca nasıl olsa giderim, nasıl olsa yaparız diye diye hiç gitmediğim şehire bugün ilk defa gidiyorum. Sara beni bekliyor, güzel bir hava değil ama muhteşem bir haftasonu beni bekliyor, herkesin anlata anlata bitiremediği bir şehir beni bekliyor...Ben de bekliyordum birkaç gündür bu günü, bir an evvel şu hafta bitse de yola çıksam, Roma'ya varsam, kendimi kaybetsem diye bekliyordum.
Uykum var biraz her zamanki gibi, midem kaynıyor hafiften nedense ama akşam olup da varınca oraya geçer hepsi! :)
10 Mayıs 2010 Pazartesi
OK
Dedim ben, anlayacak o diye; belli etmese de yaptığını anlayacak, altında ezilecek söylenenlerin diye...
Şaşırtıcı şekilde belli etti ama.
Ümit ettiğim gibi söylemedi çok şey ki devam edeyim içimdekileri akıtmaya sonuna kadar ama anladı anlaması gerekeni, panik oldu, debelendi.
Kendin istedin, yapacak birşey yok artık. Yazık oldu sana, bana, verilen tüm emeklere. Bilemedin kıymetini....Yazık oldu gerçekten...
13:13 sen daha çooook düşüneceksin, daha çok sıkılacak için...
9 Mayıs 2010 Pazar
Anotherstar
Bugün de şımarık gelmiş şımarık gidecek, içindeki hafiflik var oldukça hafiflik verecek, severse sonuna kadar sevecek, dinleyecek, kıymet verecek ama karşılığında da kıymet verilmesini bekleyecek, başka şahane birinin günü... O da çok acayip bir kadın, o inanılmaz dobra, o bir hayli zor, o düşünceli, o inatçı, o çatlak, o çok komik, o kasmaz, kastırmaz, o Anotherstar...
Sevmez öyle herkesi, sevmezse de bulaşmaz, bulaştırmaz, uğraşmaz...Gelemez vıcık vıcık öpülmeye, koklanmaya, mümkünse yapışmayalım der ama onu sallayan kim? Ama Severse, sevdirir de kendini, o zaman da yüzünü büzüştürse de yumulursun boynuna; sevdirirse kendini o zaman seversin koşulsuz, olduğu gibi. Değişteremezsin de zaten !
Canım benim, anotherstar'ım, iyi ki doğdun! Canımsın....
6 Mayıs 2010 Perşembe
ÇALDI SAVAŞ ÇANLARI
Tamam bunu mu istiyordun? Aylarca incitmemeye özen gösterdiğim egonu yerle bir mi etmemi istiyordun? Her saçmalığa, her anlamsız hareketine karşı gösterdiğim sabrı paramparça edip seninle savaşmamı mı istiyordun? Tamam o zaman çaldı borgalar, bakalım şimdi ne olacak? Nasıl hazmedip, nasıl karşılık vereceksin inci gibi düzülmüş ama bıçak gibi keskin sözlerim karşısında. Bakalım buz gibi bulduğunda beni, yaptığın ayıplara nasıl cevap vereceksin. Bakalım herşeye ok ama saygısızlık oldu mu işin ucunda seninkilerden daha da kalın duvarlar ören bir ben karşısında neler yapacaksın.
Benim mi ögretmemi istiyorsun saygıyı 40 yaşındaki sana? Tamam o zaman ama sonunda yüzün kızarmadan yüzüme bakacak cesaretin olacak mı acaba? Korku bahane, özgüven eksikliği bahane, iş bahane, sıkıntılar bahane, para bahane...Saygısızlık varsa işin ucunda herşey bahane.
Sen şimdi otur bir güzel düşün yazdıklarım üzerine, bakalım söylecek bir sözün olacak mı. Ve umarım olur, çünkü var daha söyleceklerim; tıpkı bugünü hazırladığım gibi o gün için de hazırda bulundurduğum sözlerim var.
Sevgim sonsuz ama saygısızlık varsa işin ucunda sabrım değil malesef...Bunu mu istiyordun? Peki ama bir insan nasıl bu kadar akılsız olur, aklım almıyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






