Birgun bir yazasim geldi ve basladim yazmaya. Bazen yazarak daha iyi ifade edersin hissetiklerini hatta bazen yazarak daha iyi anlarsin gercek hislerini; iyi bir egzersizdir yazmak, icinden nasil geliyorsa, durustce, korkmadan...
Ben de boyle basladim ama, basta sadece kendime ve "tanimadigim" milyonlarca insana acmayi dusundugum bu blog, son zamanlarda cok cok cok sevdiklerim tarafindan da okunmaya baslandi...Hosuma da gidiyor okuyor olmalari, ama farkettim ki yazarken bir dikkatli davranmaya, daha bir secici olmaya, " yok simdi bunu boyle ifade etmeyeyim " seklinde bir zorlamaya basladim kendimi. Derdim bilmedikleri seyleri ogrenmeleri degil, zira okuyanlar zaten olan biten herseyi bilenler, derdim burada, yazilarimla daha da guclu bir sekilde ortaya cikan hayal kirikliklarimin, uzuntulerimin, saskinliklarimin ve kizginliklarimin onlari uzmesi, benim icin uzulmeleri.
Canlarim yaziyorum cunku kendimi daha iyi hissediyorum. Korkmayin okurken, dertlerim kimseninkinden daha buyuk degil. Korkmayin,uzulmeyin okurken, ben iyiyim. Telaslanmayin, degismedim, daha cok hassaslasmadim ben. Hep benzer duygular ile yasadim tecrubelerimi, tek fark sizler hep dinlediniz ama okumadiniz sayfalarca.
Derdim kimseye birsey katmak, kimseyi aydinlatmak degil..Yaziyorum cunku kendimi iyi hissediyorum, onun icin ozgurce, korkusuzca, engelsizce yazabilmem lazim. Ne olur uzulecekseniz okumayin
7 Kasım 2009 Cumartesi
6 Kasım 2009 Cuma
Here I am again...
d. Let's get lost in Amsterdam...Who's coming ?g. Verrei anche io ad Amsterdam...ciao D..
d. Verresti se.................?!?!?!?!?!?! ciao S..
ne diyeyim ben sana bilmiyorum ki...
5 Kasım 2009 Perşembe
COK CALISMAM LAZIM !
Cok cok cok cok calismam lazim. O kadar cok calismam lazim ki, tam olarak 12 sene oncesine "GERI" donmem, herseyi en basindan ele alip, kendim yapmam lazim. Gercekten o kadar cok calismam lazim ki is disinda hicbir sey ile ugrasacak zamanim ve enerjim olmayabilir.Hayat iste boyle birsey, ertesi sabah neye uyanacagini bilmiyorsun...Bir onceki gundekilerin oncelikleri bir anda sifirlanabilir.
Cok calismam lazim cok ama koymaz bana, yaparim herseyi, onemli degil...Ben kurdum bu dunyayi, yiktirmam kimseye. Dedim ya "buralardayim diye bir sure daha ", ben buralardayken hicbirseycik olmaz, hersey guzel olur...
4 Kasım 2009 Çarşamba
Eve Donus

Iste yeniden buradayim....hahahaha birden bundan onceki yaziyi dusununce komik geldi, boyle baslamak.
Ama dogru iste, yine burada, daglarin, ormanlarin, olmadik yerlere kurulan pastel renkli koylerin arasindan kivrila kivrila giden, eve donus yolundayim…
Kac yuz kere yaptim bilmem bu yolu, her seferinde sanki ilk defa goruyormusum gibi etrafa bakmaktan alamam kendimi..ve cok acayip bir seydir bu, eger mutlu bir ruhu halinde yapiyorsan bu yollari, tum o daglar, renkler sana oyle bir umut verirki, Tanri'yi ve onun orada oldugunu bildigin icin, yapamayacagin sey yok gibi hissedersin, ama gel gor ki biraz canin sikkin ise iste o zaman yandin, hersey biraz daha acikli, biraz daha agir gelir sana, canini sikani, o koca koca asilmazmis gibi gorunen daglara benzetip, ben buradan nasil cikarim diye biraz daha kuculursun…
Kim bilir kac yuz kere yaptim bu yolu, neredeyse kafamda uc asagi bes yukari ayni dusuncelerle…Kirmizi ve sarinin agir bastigi bu mevsimde , biraz daha az belirgin olsalar da, o daglarin tepesine kurulan kucuk koylere, evlere bakarak kac kere dusundum oradakilerin yasantilarini, benden, bizden daha mi mutlular, daha mi az dertleri var diye…Oysa hic de oyle degil, daha dogal ve daha saglikli yasadiklari kesin ama daha az dertleri yok, onlarin derdi benim derdimden daha hafif degil. Disardan oyle gozukmese de, baskasinin derdine bakip da ‘ne seninki de dert mi” demenin ne sacma oldugunu gec de olsa ogrendim; derdin ne oldugu degil yasayana ne kadar bir agirlik verdigi dogru kistas…
Tanri "herkesin omuzuna tasiyabilecegi kadar dert yuklermis"; bu Kur-an dan bir ayet ve galiba o masalimsi kitabin icindeki en cok sevdigim ayet. En kotu aninda bile, eger bunun altinda kalkamayacak olsaydim bu bana reva gorulmezdi, demek ki bir cikis yolu var, demek ki ben bunun ustesinden gelebilirim gucunu veren cok buyuk umut var bu ayette…
Kim bilir kac yuz kere yaptim bu yolu, sadece onu dusunerek. Kac kere umut ve heyecan dolu geldim iki gun onceki gibi ve kac kere buruk, mutsuz ayrildim tipki bugun gibi…yine nedenler donuyor kafamda. Bu seferkiler biraz daha farkli ama; neden aramadi, madem birsey yapmak istemiyor neden sanki gorusmek , yeni evini gostererek benimle birseyler paylasmak istiyormus gibi yapiyor, neden hala benimle ugrasiyor, neden bende "o da noktayi koymadi" hissini yasatmaya calisiyor , degil.
Coooooook dusundum ben bunlarin uzerinde, en komplike ve olabilecek en basit sekilde ama bir turlu cevap bulamadim. Doluya koydum olmadi, bosa koydum dolmadi. Danistim bir suru kisiye, igh ihh yine olmadi. Onun icin su anda derdim onun nedenleri degil. Ben neden bunlari yasiyorum, ayni hatayi ikinci kez bilerek asla yapmamayi calisan ben neden tekrar tekrar kendimi ayni noktada buluyorum. Benim bu adamdan ogrenmem gereken gercek sey ne?
Cok seviyorum, cok ozluyorum, onunla olmayi cok istiyorum tamam ama her seferinde ayni noktaya gelinir mi?
Milano’ya girdik, hersey birden degisti…Masmavi, acik gokyuzu iste yine grilesti. Geldigim gibi gidiyorum, griydi hersey geldigimde oyle geri donuyorum....buarada gri sevmedigim bir renktir benim, siyahi da sevmem, griyi de…mumkunse beyaz olsun, mumkunse renkli olsun hersey…Eve gidince de bunu dusunmeliyim, simdi bu ruh halini tasimamaliyim eve, hemen beni oyalacak birseyler bulmaliyim…
3 Kasım 2009 Salı
Portofino degil...RAPALLO

Iste yine burdayim...
Kis gelmis, sehircik bosalmis, issizlasmis, gercek sahiplerine terkedilmis. Sokakta hep tanidik yuzler, kucuk dunyalarinda, doganin onlara hediye ettigi yumusak iklimin aksine dis dunyaya ve kendinden olmayana olabildigince kapali bir sekilde kendi kucuk dertlerinin pesinde kosturuyorlar.
Iste yine burada, kucucuk olmasina ragmen italya'da yasayabilecegim, obur hayatin en yakinlarini buldugum dedigim, dag ile denizin bulustugu yerdeyim...
Hani herkesin yerini bilmese bile askin bulundugu yer olarak bildigi Portofino var ya, tam onun yanindayim...Ben aski Portofino'da bulmadim.
Iste ben aski buldugum yerdeyim...
Aksam uzeri sisli, yagmurlu ve gri Milano'ya indigimden, buraya kadar yaptigim 2 saatlik araba yolculugu boyunca icimde inanilmaz bir heyecan vardi once, oyle ki icim titriyordu. Daglar ve ormanlar arasindan kivrila kivrila indigimiz yol boyunca hep guzel seyler gecirmeye calissamda aklimdan, zaman ilerledikce ve her iki dakikada bir, hemen actigim italyan cep telefonumu kontrol etme manyakligi ile icime dusen karamsarliklar beni ele gecirdi. Her kotu dusuncede, tam tersini dusunerek uzaklastirmaya calissam da hosuma gitmeyenleri, yolun sonuna geldigimde yine bogazim dugumlendi, yine hayallerim yikildi, yine goz pinarlarima toplanan gozyaslarini icime dogru akitmak icin zorladim kendimi bana eslik eden Mauro'ya birsey caktirmamak icin...
Olmadi iste, yine kapiyi calip, kacti muzur cocuk. Bir kere daha korkaklik yapti, yine egosuna yenik dustu, yine hayal kirikligina ugratti beni.
ARAMADI, aramadim ve aramayacagim. Biliyorum ki bunu bekliyor ama artik yapamacagim, gucum yok, gercekten yok....
1 Kasım 2009 Pazar
bir DENIZ daha
En son iki hafta once 17 cm'di,simdi ne kadar oldu bilmiyoruz, aslinda hakkinda henuz bildigimiz fazla birsey yok; kiz mi olacak erkek mi? kime benzeyecek, huyu suyu nasil olacak, anneannesinin duasi mi yoksa bedduasi mi tutacak bilmiyoruz...Bunlari bilmiyoruz ama bildiklerimiz de var, mesela ne olursa olsun adinin "DENIZ" olacagini, en az ismini aldigi kadar sansli ama yeni bir versiyon olarak ondan daha ilerde olacagini biliyoruz. Sonra ne cok sevilecegini, ne cok ihtimam gorecegini, herseyin en iyisinin verilmeye calisilip, en iyisine layik oldugu duygusunun ogretilecegini, anasinin biricik kuzusu ve babasinin kiymetlisi olacagini biliyoruz...
Guzel, cok guzel isim DENIZ...Cok yakisacak heyecanla bekledigim velede...
1980-81-82-83...2009
Evime girip de, birkaç nezaket sahibi kisi dışında, televizyonuma laf etmeyeni gormedim şimdiye kadar, halbuki çok güzel...Eski teknoloji, bildiğin tüplü, devasa bir şey. İşime yarıyor mu, yarıyor, odaya başka bir hava katıyor mu, tabii ki evet, ben öyle televizyon delilerinden miyim, hayır...ehh o zaman, rengi solmaya, sesi kısılmaya, emekli olmaya karar verene kadar biraz da inattan galiba televizyonumu degistirmiyorum...
Kendisine laf ettirmemekle birlikte, aylarca acmadigim olur bu mereti, ama simdi yeniden, bize cok da yakin bir donemi anlatan Bu Kalp Seni Unutur mu? dizisi icin haftada bir kesin beraberiz...Icim katila katila ve goz yaslarimi tutamayarak da seyretsem, her türlüye bilgiye aç ve ne bulursam okuduğum bu dönem için çok uygun bir dizi.
Bize hem çok yakın ama bir o kadar da uzak..Bu sefer herşey çok tanıdık, isimler, arabalar, kıyafetler, yaşamlar hep bizden..Ama işte yasanan olaylar ve bıraktığı izler benden o kadar uzak ki, o yillardaki bizi dusundurtuyor devamli...
1980 darbesinde 6 yaşımdaydım..6 yaş o kadar da çevrende olup biteni hatırlayamayacağın bir yaş değil açıkçası, üstelik 3-4 yaşlarıma dair çok fazla ve çok net hatıralar kafamda iken ancak darbeye ve darbe sonrasındaki bize yansıyan yaşantınin hissettirdikleri hakkında hiçbirşey hatırlamıyorum.
Kenan Evreni Tv de konuşurken hatırlıyorum, tv de her daim çalan kahramanlık türkülerin melodisini de ama hepsi bu. Dışarı çıkardık, oyun oynardık, seyahat ederdik ama kafama kazınmış asker görüntüleri yok mesela, yada sokağa çıkma yasağı..Gerçi 6 yaşında olduğumdan yasağın başladığı saatte ben çoktan uyumuş olduğumdan herhalde onu hissetmemiş olmam doğal,zira Adile Naşit'in uykudan öncesini seyrettikten sonra, akıllı ve söz dinleyen tüm diğer çocuklar gibi ben de direk gidip yatardım, ertesi gün benim adımı da söylemesi umuduyla...
Ama bunun dışında hiçbir kalmamış aklımda.
Bunları düşünürken sonraki birkaç seneyi geçirdim aklımdan, hafıza nerede yeniden başlıyor diye ve birden enteresan birşey farkettim..
1980'den hatırladığım çok şey var...oturduğumuz ev, oyun arkadaşlarım, oynadığımız oyunlar...Darbe yok, darbe ve onun ile ilgili herşey sıfır..
1981'de ki görüntüler daha net ve daha çok...Yasitlarima gore minicik ve eski kose yastigidurumumdan cok uzak, zayif bir cocuk oldugumdan, babamin 'bunu okulda ezerler' korkusu ile beni ikna cabalari, iki cadi madame marika ve dps' in manupulasyonu ile boyum kadar bir bebekle okula gitmekten vazgecirilisim, butun yil boyunca ben nerede o orada meshur bebekle basimizdan gecen bir suru hikaye, tv daki koy okulu programindan okuma-yazma ogrenisim...
Hatirlamadigim ise yatili okul sebebi ile abim ile ayrilisimiz..Kucukken de bayilirdim ben abime, hep pesinde gezerdim, o da benim ile ilgiliydi cok, hep oynar, 7 yas farka ragmen arkadaslari ile gezdirirdi beni...Ama nasil ayrildim, ne zaman gitti, ben ne yaptim, arkasindan agladim mi sordum mu hic hatirlamiyorum...
Simdi dusunuyorum da zaten o seneden sonra, universiteteyi disarda okumasi ve sonrasinda evlenmesiyle bir daha hic ayni evde yasamadik..Bu satirlari yazarken farkettigim diger birsey ki liseden sonra biz abimle bir daha hic ayni sehirde de yasamadik.......ahh soktayim!
Hep cok yakindik, o hep vardi, olmadigi zamanlar bile ama benim bunu suana kadar hic farketmemis olmam guzel birsey mi yoksa absurd mu karar veremedim birden...
1982 de cok net...Bu sefer babam ile ayrildik...Yillar yillar sonra ogrendim bu ayriligin sebebini ve nereye gittigini; bir arkadas toplulugunda yapilan politik tartisma sonrasi, dogunun en ucuna tayin edilmis, daha dogrusu surulmustu...Ben o zaman bilmiyordum tabii ama olmadigini hatirliyorum, devamli telefon ile konustugumuzu, uzaktan anneler gunu icin bize yardim ettigini, anneme binbir heyecanla aldigimiz gaz lambasini, verdigimiz ani, hediye paketini bile.
Sonra kutu gibi, kucucuk, simdi nasil sigdigimizi hayal edemedigim o bahceli evden, ailenin tum kadinlari olarak o genis apartiman katina tasinmamizi ve bundan ne kadar mutlu oldugumu hatirliyorum. O eve dair hersey cok net, odalarinin detaylari bile.
1983 de yine bir gariplik var...1 senelik ayriliktan sonra hepimiz yeniden, yepyeni bir hayata basladik...Arkadaslarimi, okul gunlerimi, sokaktaki oyunlari herseyi cok iyi hatirliyorum da babamin ameliyatini hatirlamiyorum. 9 yasimdayim, babam ameliyat oluyor, ameliyat oncesi donemi hatta hastaligi nasil farkettiklerini bile hatirliyorum ama sonrasi yok. Benim o ameliyat ile ilgili aklimda sadece ve sadece bir kare var, baska hicbirsey yok. Yillar icerisinde konusuldugunda ise oyle bir haftalik birsey olmadigini cok uzun surdugunu, babamin uzun sure hastahanede kaldigini ve cok daha da ileri ki yillarda, o zaman ona kanser teshisi konuldugunu ogreniyorum. Konusuyorlar, anlatiyorlar ince ince ama hicbir sey ifade etmiyor.
O senenin neredeyse her detayini hatirliyorum ama bunu degil...
Veee sonraki yillarda, bu yasima kadar beni uzen kisiler ve olaylari hatirlamak icin zorladigimda kendimi farkediyorum ki beynim kotu olaylari tek tek, itina ile siliyor, hicbir iz birakmadan, sanki hic yasanmamis gibi..
Belli ki bir tur savunma mekanizmasi bu ama ne kadar saglikli emin olamadim birden, beyin bunlari siliyor da disari atmiyor sonucta, en gizli, en geride, en ulasilmasi zor yerlere depoluyor da bunlar bana yol su elektrik olarak geri donuyor mu?
Mesela en basiti, sevgimi verdigim tum insanlar icin gecerli ama en cok da asik olup olmaksizin, birseyler paylastigim ve kalbimi actigim o adamlari, canimi cok acitsalar bile hayatimdan cikaramiyor ve birseylere hemen nokta koyamiyor olmamda ki sebep, beni birer sene ara ile 7 ve 8 yasimda birakip giden o taparcasina sevdigim, hayatimda ki ilk erkekler olabilir mi?
Belki de, hatta degil belki mutlaka cok aci cektim ve beden bunun ile basetmem icin sildi herseyi ama ayrilik ve birakilma acisi bir bilgi olarak kaldi bir yerlerde..Bu olabilir mi ?
Istenilmedigim veya tercih edilmedigimde duydugum telasinin altinda , abim ve babam gittiklerinde, her cocukta olan "ben kotu birsey yaptim da, beni onun icin mi biraktilar?" psikolojisi olabilir mi?
Gercekten, neredeyse herbirinin ardindan, uzun sure kapatamiyor ve ilerleyemiyor olmamin sebebi bu olabilir mi ?
Amannnnnnnn Tanrimmmmm.....Soktayimmmmmm!!!!!!!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
