anotherstar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anotherstar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
13 Ocak 2010 Çarşamba
Kelebek Olmadan Önce
Bugün, bir erteleme ayıbını daha yapamayacağım için, bir saatte çıkarım hesabı ile giderek 5 saatimi sohbet ederek, bilgilenerek, keyif alarak, kahkaha atacak kadar eğlenerek geçirdiğim dünya tatlısı bir kadın ile, yıldızların efendisi sibel ile tanıştım. Bütün yaşamını, yaşanmışlığını öylesine sevgi dolu, öylesine sakin, öylesine doğal paylaşıyor ki, o şen şakrak anlatımı, komik örneklendirmeleri verdiği bilginin ağırlığını hissettirmese bile içine işleyiveriyor.
Yıldızların efendisi de t-la-bar'dan...Evrene inanıyorlar, sevgiye inanıyorlar, nefese inanıyorlar, şuanın gücüne, bilginin gücüne ve egolardan arındırılmış benliğin gücüne inanıyorlar. Her dinden ve her ögretiden dem vurup, en çok tasavvufta takılıyorlar, tıpkı benim gibi.
Sonuç hep aynı olacak, aradaki yolu eğlenceli ve huzurlu geçirmek senin elinde ama geçmezse de fazla dert etme, sonucu zaten değiştime gücün yok diyenlerdenler. Bugünün mimarının geçmiş değil, gelecek olduğuna inanlardan; elinde tuttuğun fincanın gelecekte yeri yoksa bugün kıralacak olduğunu bilenlerdenler, onun için bugün yapman gerekenleri geçmişteki benzer durumlarda aldığın sonuca göre yapıp yapmamaya karar verme, anı yaşa diyenlerdenler.
Ermiş falan değiller, senin benim gibi, acılardan geçen, hala acı çeken ama hep kendi ayakları üzerinde , arkalarına evreni alarak yaşama meydan okuyan normal kadınlar bunlar; sadece çok fazla bilgi ile yoğrulmuş, buna çok zaman harcamışlar. Şahaneler yani...
Yıldızların efendisinden mutlu ama açlıktan başım döner, dizlerim titrer bir halde çıkıp da bir sokak köftecisinde acayip lezzetli köfteler yedikten sonra, yanımda crown, nihayet anotherstar ile buluştum. Hiç gelmeyen yarının, ertelemelerin ve gecikmiş yılbaşı buluşmasının şerefine her ikisine de şahane bir hamam ve masaj ziyafeti çektikten sonra, üzerimizde bornozlarımız, her daim renk değiştiren meditasyon odasında bizden başka kimse olmadığından kakara kikiri birkaç saat iyi geldi.
Anotherstar'cım da düşünmüş bana çok güzel hediyeler getirmiş; asıl hediyeye bayıldım tabii ama içine yazdığı güzel mesajlı HAMLET kitabına çok sevindim. Hep çok dikkatli ve hiçbir şeyi unutmayan cadı, yeniden okumak istediğimi de unutmamış, getirivermiş.
Canımsın ! Kozasında ki en şahsına münhasır, en suratsız ama en şahane tırtıllardan birisin.
19 Kasım 2009 Perşembe
Bahar mi Geldi Yeniden ?
Icimde bir rahatlik var bugun, bir hafiflik, cok sahane bir his var.
Kapinin zilini yaptirmaya gelen tim'in kahve esliginde ardi ardina siraladigi havadislerini dinlemedigimi ve istem disi gulumsedigimde farkettim durumu, o da farketti...
Sabahtan beri anotherstar'in sayfama post ettigi sarkiyi dinliyorum, dondure dondure...
Guzel cok guzel, hatta muazzam!
16 Kasım 2009 Pazartesi
03:03 u gordum, uyudum...
Cuma'dan pazara bol sohbetli, bol insanli, bol ickili ve hareketli bir haftasonu...Simardim ya artik iyice, herbirine ayak surterek gittim ama kabul etmek de fayda var, ben buyum...Ben ancak bu sekilde kendime geliyorum, baskalarindan besleniyorum; sevdiklerimle sohbet ederek, tanimadiklarima bakip ne yerler, ne icerler, ne giyinirler, ne dusunurler diye fikir yuruterek oturdugum yerden. Bazen gulup egleniyorum, eglendiriyorum bazen acimasiz oluyorum, ama iste bakarak, gozlemleyerek, dinleyerek ...
Brozzi'yi unutmus olmama ragmen, satmadim arkadasimi son dakika ve soz verdigim gibi cuma aksamini anotherstar ile Sabahattin'de gecirdim. Mekan tabii ki tiklim tiklim doluydu, Sabahattin ve ogullari tabii ki bizi geri cevirmedi; dukkan onune hizla atilmis ve uzeri hizla donatilmis bir masada, hafif serin ama temiz bir havada yanibasimizda komur atesimiz ve ayagimizin dibinden hic ayrilmayan Sabish ile bol rakili, bol mezeli, bol dedikodulu uzun bir geceye biraktik kendimizi... Herzaman ki gibi herseydi konu; Atina'da ki dugunun detaylari en ince ayrintisina kadar alindi, yunanlilarin bizden daha az milliyetci ve daha ilimli olduklari sonucuna varildi, kostis diye yeni bir cocuk potaya girdi, dedikodusu yapildi ama en cok kiymet vermek, verilen kiymetin degerini bilmek uzerine saatler gecirildi ve sohbet ne olursa olsun yine geconti ile, yine cipcip ile ve tabii ki yine frankie ile suslendi.
Anotherstar'in cok yakin arkadasi ve onun sayesinde tanidigim cipcip'in, "3 grup 10 album, offf cok skici bir adam" diyerek dar goruslulugunu ve kucuk eksenini elestrirmesine ragmen diger taraftaki gecontiyi destekliyor, beni yureklendiriyor ve bu hikayeye inaniyor olmasina sasiriyorum aslinda; tabii ki bu desteklemenin altinda benim herikisi icinde hissettiklerimi biliyor olmasi yatiyor biliyorum ama yine de sasiriyorum. Bir de gecontiyi begeniyor, onun o hirt tarafini seviyor tanimasa bile, "tabii tabii olur sana bu adam" diyor.
O cipcip havadislerini anlatirken, offf off diye ver yansin ederken, ben de kendisinin onun aksine her yeni seye acik olmasina ragmen onun da kendisi gibi olmayana karsi agir agir duvar ordugunu, onlari yasantisinda istemedigini ve bunun digerinden cok farkli olmadigini soyluyorum. O da biliyor aslinda, cok zeki, farkindaligi cok yuksek ama simarik kiz cocugu kartini oynuyor kendi secimi ile. Son zamanlarda kiymet bilmek uzerine cok dusunuyor ve irdeliyor ya yakinda o da sadece "benim istedigim gibi", sadece "benim gibi"lerin olmadigini anlayacak.
Ote yandan butun bunlarin sonunda, anotherstar'in soylediklerini de goze alarak,onca denemeden sonra hayatimin askini bana unutturacagina inandigim, medet umdugum adamin da dar bir cevrede yasadigini farketmem enteresan bir gelisme oldu. Bu bir tesaduf degil herhalde ama gercekten de cipcip simdiye kadar birlikte oldugum tum adamlar icerisinde istersem haftanin 7 gunu istedigim anda nerede olabilecegini tahmin edebilecegim kadar kucuk bir ucgende yasiyor, ayni yerlere gidiyor, ayni seyleri dinliyor, hep ayni seyleri yapiyor. Peki benim gibi zipzip, rutinden, tekrarlardan nefret eden biri nasil oluyor da boyle bir adamdan medet umuyor?
Cumartesi gunu gec bir kahvalti ile Bebek'te Happily Ever After'da basliyor...Hava muthis, klasik Bebek kalabaligi, tanidik yuzler...
Gecesinde brozzi ile bulusma...Aklimdan gecirdigim olur, biraz H.K dokunusu ve bir cift louboutin nin yapamacagi sey yoktur. Atla deve degil gercekten, aklindan gecir, iste, olsun...
Brozzi en son iki sene once dogumgunume gelmisti, o zamandan beri gorusmuyoruz, sik sik telefonda konusuyoruz ama bir turlu ayarlayip bir araya gelemiyoruz, onun icin bu sefer gelmeden bir hafta oncesinden ariyor, randevulasiyoruz.
Nisantasin'da Sofa Otel'de kaliyor, isime geliyor, cumartesi gecesi araba kullanmak, uzun uzun yurumek istemiyorum; hemen otelin karsindaki It's a Joke a gidiyoruz. Bir Capa klasigi, bayaga bir zorlama mekan, servis cok iyi degil, garson kiz biraz saskoloz ama umrumda degil, keyfim cok yerinde...Konusuyoruz, birbirimizi update ediyoruz, guluyoruz, egleniyoruz..2 sise sarap arkasindan 8'e gitmek istiyor, canim istemiyor, gece Corridor'da devam ediyor...Reasurans'ta ki diger mekanlari gormek istiyor ama gerek yok diyorum, yukarda bahsettigim sebepten oturu, Corridor'a alttan, en kisa yoldan giriyoruz..Mekan sahipleri disinda tanidik kimse yok, ohhh gayet guzel..Iciyoruz, dans ediyoruz...Egleniyoruz da ama mumkunse bu erkekler ama ozellikle bu 35 yasini asmis Italyan erkekler dans etmesin, gercekten bunye kaldirmiyor :) Hayir kendi kendine dans etse hic sorun degil, ne guzel egleniyor der gecerim de beni de kendi enteresan figurlerine alet etmeye kalkisinca orada biraz zorlaniyorum...Neyse gecenin sonu otele variyoruz...Sarhos erkek kaldiramadigim diger sey, sagolsun cipcip...Yari baygin, irlanda kizili saclari ve yemyesil gozleri ile guzel ama beni hic heyecanlandirmayan adami odasinda birakip evime donuyorum.
Saat yine 03.03 ve yatiyorum...
Pazar sabahina gozlerimi brozzi'nin mesaji ile acip geri kalanini yine Bebek'te, bu sefer House Cafe'de e.e ve curly beauty n. ile geciriyorum...Hava yine cok guzel, Bebek yine cok kalabalik ve bu sefer girdigim House Cafe'de neredeyse herkes tanidik...Yaklasik 4 saatimizi gecirdigimiz sure boyunca mekan evimizin salonuna donusuyor neredeyse.
e.e yi dusunceli goruyorum, zaten bir gun oncesinde konusmamiz lazim dedigi icin hazirlikli gidiyorum, uzun uzun sohbet ediyoruz, dertlesiyoruz, iyi geliyor. Son dakika vazgectigi NY'a gelecegini soyluyor seviniyorum, planlar kaldigi yerden devam ediyor.
n. herzaman ki gibi, gorenlerin bir sekilde basini oksamak icin kendini tutamadigi guzelligi ile 4 saat boyunca ortalikta dolaniyor, sosyallesiyor...
Aksamina eve donup yorgun bedenimi dinlendirmek uzere biraz uzanma salakligini yapiyorum ve simdi yine ayaktayim, uyuyamiyorum...
Ama guzel bir haftasonu oldu, simdi 10 gun daha cok yogun calisip sonra tatile gidecegim, onlari dusunuyorum...Veee bu gece 03.03 gormeden uyumak istiyorum...
Brozzi'yi unutmus olmama ragmen, satmadim arkadasimi son dakika ve soz verdigim gibi cuma aksamini anotherstar ile Sabahattin'de gecirdim. Mekan tabii ki tiklim tiklim doluydu, Sabahattin ve ogullari tabii ki bizi geri cevirmedi; dukkan onune hizla atilmis ve uzeri hizla donatilmis bir masada, hafif serin ama temiz bir havada yanibasimizda komur atesimiz ve ayagimizin dibinden hic ayrilmayan Sabish ile bol rakili, bol mezeli, bol dedikodulu uzun bir geceye biraktik kendimizi... Herzaman ki gibi herseydi konu; Atina'da ki dugunun detaylari en ince ayrintisina kadar alindi, yunanlilarin bizden daha az milliyetci ve daha ilimli olduklari sonucuna varildi, kostis diye yeni bir cocuk potaya girdi, dedikodusu yapildi ama en cok kiymet vermek, verilen kiymetin degerini bilmek uzerine saatler gecirildi ve sohbet ne olursa olsun yine geconti ile, yine cipcip ile ve tabii ki yine frankie ile suslendi.
Anotherstar'in cok yakin arkadasi ve onun sayesinde tanidigim cipcip'in, "3 grup 10 album, offf cok skici bir adam" diyerek dar goruslulugunu ve kucuk eksenini elestrirmesine ragmen diger taraftaki gecontiyi destekliyor, beni yureklendiriyor ve bu hikayeye inaniyor olmasina sasiriyorum aslinda; tabii ki bu desteklemenin altinda benim herikisi icinde hissettiklerimi biliyor olmasi yatiyor biliyorum ama yine de sasiriyorum. Bir de gecontiyi begeniyor, onun o hirt tarafini seviyor tanimasa bile, "tabii tabii olur sana bu adam" diyor.
O cipcip havadislerini anlatirken, offf off diye ver yansin ederken, ben de kendisinin onun aksine her yeni seye acik olmasina ragmen onun da kendisi gibi olmayana karsi agir agir duvar ordugunu, onlari yasantisinda istemedigini ve bunun digerinden cok farkli olmadigini soyluyorum. O da biliyor aslinda, cok zeki, farkindaligi cok yuksek ama simarik kiz cocugu kartini oynuyor kendi secimi ile. Son zamanlarda kiymet bilmek uzerine cok dusunuyor ve irdeliyor ya yakinda o da sadece "benim istedigim gibi", sadece "benim gibi"lerin olmadigini anlayacak.
Ote yandan butun bunlarin sonunda, anotherstar'in soylediklerini de goze alarak,onca denemeden sonra hayatimin askini bana unutturacagina inandigim, medet umdugum adamin da dar bir cevrede yasadigini farketmem enteresan bir gelisme oldu. Bu bir tesaduf degil herhalde ama gercekten de cipcip simdiye kadar birlikte oldugum tum adamlar icerisinde istersem haftanin 7 gunu istedigim anda nerede olabilecegini tahmin edebilecegim kadar kucuk bir ucgende yasiyor, ayni yerlere gidiyor, ayni seyleri dinliyor, hep ayni seyleri yapiyor. Peki benim gibi zipzip, rutinden, tekrarlardan nefret eden biri nasil oluyor da boyle bir adamdan medet umuyor?
Sohbet ara ara, gittigimiz andan itibaren ayaklarimiza yapisan ve gece boyunca dizimizin dibinden ayrilmayan Sabish ile bolunuyor, o kadar minik, o kadar guzel ve sevimli ki...Hayatimda ilk defa sokakta gordugum bir kediyi alip evime goturmek istiyorum. O kadar sevgi arsizi ve isini o kadar iyi biliyor ki, anotherstar biraz daha israr etse veya bir duble daha icmis olsam Sabish o geceden itibaren benim ile yasayacak ama yapamiyorum, cesaret edemiyorum. Gina ile ogrendigim ders bana yetti, yasadigim hayatta malesef bir hayvana yer yok, onlari her birakip gittigimde ve yalnizliga mahkum ettigimde icimde ki skinti, varliginin guzelligini unutturuyor malesef. Dolayisiyla iki gundur su kucuk fotografa bakip, cok guzel oldugunu ama getirmemekle iyi bir karar verdigimi dusunuyorum.
Neyse cuma gecesi gayet keyifli bir sekilde eve gelip, saat 03.03 u gordukten sonra yatiyorum.
Gecesinde brozzi ile bulusma...Aklimdan gecirdigim olur, biraz H.K dokunusu ve bir cift louboutin nin yapamacagi sey yoktur. Atla deve degil gercekten, aklindan gecir, iste, olsun...
Brozzi en son iki sene once dogumgunume gelmisti, o zamandan beri gorusmuyoruz, sik sik telefonda konusuyoruz ama bir turlu ayarlayip bir araya gelemiyoruz, onun icin bu sefer gelmeden bir hafta oncesinden ariyor, randevulasiyoruz.
Nisantasin'da Sofa Otel'de kaliyor, isime geliyor, cumartesi gecesi araba kullanmak, uzun uzun yurumek istemiyorum; hemen otelin karsindaki It's a Joke a gidiyoruz. Bir Capa klasigi, bayaga bir zorlama mekan, servis cok iyi degil, garson kiz biraz saskoloz ama umrumda degil, keyfim cok yerinde...Konusuyoruz, birbirimizi update ediyoruz, guluyoruz, egleniyoruz..2 sise sarap arkasindan 8'e gitmek istiyor, canim istemiyor, gece Corridor'da devam ediyor...Reasurans'ta ki diger mekanlari gormek istiyor ama gerek yok diyorum, yukarda bahsettigim sebepten oturu, Corridor'a alttan, en kisa yoldan giriyoruz..Mekan sahipleri disinda tanidik kimse yok, ohhh gayet guzel..Iciyoruz, dans ediyoruz...Egleniyoruz da ama mumkunse bu erkekler ama ozellikle bu 35 yasini asmis Italyan erkekler dans etmesin, gercekten bunye kaldirmiyor :) Hayir kendi kendine dans etse hic sorun degil, ne guzel egleniyor der gecerim de beni de kendi enteresan figurlerine alet etmeye kalkisinca orada biraz zorlaniyorum...Neyse gecenin sonu otele variyoruz...Sarhos erkek kaldiramadigim diger sey, sagolsun cipcip...Yari baygin, irlanda kizili saclari ve yemyesil gozleri ile guzel ama beni hic heyecanlandirmayan adami odasinda birakip evime donuyorum.
Saat yine 03.03 ve yatiyorum...
Pazar sabahina gozlerimi brozzi'nin mesaji ile acip geri kalanini yine Bebek'te, bu sefer House Cafe'de e.e ve curly beauty n. ile geciriyorum...Hava yine cok guzel, Bebek yine cok kalabalik ve bu sefer girdigim House Cafe'de neredeyse herkes tanidik...Yaklasik 4 saatimizi gecirdigimiz sure boyunca mekan evimizin salonuna donusuyor neredeyse.
e.e yi dusunceli goruyorum, zaten bir gun oncesinde konusmamiz lazim dedigi icin hazirlikli gidiyorum, uzun uzun sohbet ediyoruz, dertlesiyoruz, iyi geliyor. Son dakika vazgectigi NY'a gelecegini soyluyor seviniyorum, planlar kaldigi yerden devam ediyor.
n. herzaman ki gibi, gorenlerin bir sekilde basini oksamak icin kendini tutamadigi guzelligi ile 4 saat boyunca ortalikta dolaniyor, sosyallesiyor...
Aksamina eve donup yorgun bedenimi dinlendirmek uzere biraz uzanma salakligini yapiyorum ve simdi yine ayaktayim, uyuyamiyorum...
Ama guzel bir haftasonu oldu, simdi 10 gun daha cok yogun calisip sonra tatile gidecegim, onlari dusunuyorum...Veee bu gece 03.03 gormeden uyumak istiyorum...
Etiketler:
anotherstar,
cipcip,
e.e,
geconti,
other life's people
8 Kasım 2009 Pazar
Kanatlanip Ucsam Olmaz mi?
Simdi ben bir kusum, su yukardaki gibi, kucuk ama rengarenk. Dogal ortamimda, yasayabilecegim en guzel yerdeyim, agaclar benim ,ucsuz gokyuzu benim.
Kucuk kanatlarimin beni tasiyabilecegi en uzak yerlere ucuyorum hic durmadan, ozgurce; duruyorum, bakiyorum, aliyorum hosuma gidenleri. Benim gibileri ariyorum her yerde, buluyorum da, daha cok ogreniyorum, daha baska gozlerle bakiyorum herkese, herseye.
En yakin arkadaslarim Martilar, en cok "deniz" i olan sehirleri seviyorum ya, en cok onlarla tanisiyorum. Sonra leylekleri seviyorum, benim gibi sicagi seviyor, dunyayi dolasiyor ve ugur getiriyorlar. En anlasamadigim ise kargalar, kindarlar cunku hic unutmuyorlar, acilarini dindirmek icin acimasiz oluyorlar, korkutuyorlar.
Ucuyorum ozgurce, istesem kondugum her yerde yasarim aslinda ama donup dolasip buraya, evime donuyorum. Burada agaclar daha yesil yada gokyuzu daha mavi degil ama sevdiklerim burada, onlara donuyorum.
Donuyorum ve tipki yukaridaki gibi konup pencerenin disindan bakiyorum iceriye; en kiymetlilerim birbirini yaraliyor en derinden, anlamsizca... En sevdigim beni uzuyor, bencilce...Bir digeri, canimin ici sevgilisini sarsiyor, en beklenmedik sekilde...Isini adam gibi yapmayan biri yuzunden biri uyutuluyor, komaya sokuluyor, sorumsuzca.
Suclu yok, sucsuz yok.
Kanatlarimi acip ucsam, uzaklassam olmaz mi? Ama tipki onun gibi gagam o kadar buyuk ki sokuyorum herseye; duzeltmek, durdurmak istiyorum herseyi. Zaten ben sokmasam, yakalayip biri kanadimdan iceri cekiyor beni; konusuyorum, anlatiyorum, uzuluyorum, uzuyorum ama bir ise yaramiyor. Anlamiyorlar, dinlemiyorlar, kontrol edemiyorlar. Bir sonraki gunun garantisi olmadigini, aciktiklari yaralarin kapanmama ihtimali oldugunu algilayamiyorlar. Uzuluyorlar hem de deli gibi ama bir adim atmayi basaramiyorlar, kabuklarina cekiliyorlar sanki bir faydasi olacakmis gibi.
Ucsam gitsem hersey daha kolay olur biliyorum ama gidemiyorum, icim aciyor gorduklerim karsisinda, ister istemez icine cekiliyorum, uzuluyorum, kiziyorum, elim kolum baglaniyor birsey yapamiyorum ama ucu sonunda yine bana dokunuyor. Sakin durmam, arayi bulmam, cozum yaratmam gerekiyor da bende actiklari yaralari goremiyorlar mi?
Ahh Sara'cim, butun kalbim ve dualarim seninle tatlim. Huznume huzun kattin. Ama biliyorum biraz uyuyacaksin, biraz ruyalar aleminde dolanip, cok degil birkac gun sonra yeniden aramizda olacaksin. Kanatlarimi cirparsam hizli hizli belki actiginda gozlerini, basucunda olabilirim.
Etiketler:
anotherstar,
d.p.s,
i.k.d,
other life's people,
rey
13 Ekim 2009 Salı
Yola Cikmadan Hemen Once
Anotherstar, bypassdan sıkılmış babası,annesi, ikiz arkadaşları, cipcip...Yola çıkmadan hemen önce..
Haydarpaşa garı gibi bir yer..Koca bir bahçede tekerli sandalye ile dolaşan ve mızmızlanan f.a ve onun yakınmalarına kulak asyaman j.a..sonrasında flavia , bir yere yetişmemiz lazım diyor, koşturuyoruz, merdivenler tırmanıp bir noktaya geldiğimizde aşağıdaki manzaranın aynısına yukardan bakıyoruz bu sefer.
Hop hop, bir arabadayız ao-star ve ikiz arkadaşları ile. Biri arabayı kullanıyor, diğeri arkada yanımda oturuyor. Tek yumurta ikizleri, görüntüde birbirlerinin aynısı iki tip ama gerçekte çok ayrılar, birisi içine kapalı, sessiz, diğeri bıcır bıcır , devamlı konuşuyor, piç dediğimiz türlerden.Birleştirsen tek bir insan olacak gibiler, birbirlerini tamamlıyorlar. Her zaman ki gibi dikkatimi çeken kapalı kutu misali olan, uzak duruyor ya, çok ilgi göstermiyor ya, ilgimi çekiyor...
Gidiyoruz koca arabanın içinde, ve hop hoop birden hep beraber benim evdeyiz. Salon benim salonum ama eşyalar değil...Açlar ve tost istiyorlar benden , gülüyorum; mutfağa götürüp buzdolabını açıyorum, içini gösteriyorum. Mutfak benim mutfak, buzdolabı benim buzdolabı,içi boş..Buzdolabı kapısını kapatınca cipcip i görüyorum, dolabı açmış tabak arıyor, elinde meyveler...Onu alma bunu al derken bir cam kase indiriyorum, ama içi kurtlanmış meyve dolu, şaşırıyorum..kim koyar ki meyve tabağını tabak dolabının içine diye...
Sonra bir çığlık kopuyor, koşuyorum salona, ao-star Tv de gördüğü 90'lı yıllardan bir şarkı karşında hıçkıra hıçkıra ağlıyor. Tv benim, her gelenin dalga geçtiği eski model, tüplü, bayıldığım koca televizyonum..Sonra kendimizi kapının önüne atıyoruz ve ao-star yeniden ağlamaya başlıyor, karşıdaki eski ahşap binanın yandığını göstererek, bakıyorum evin içinden alevler çıkıyor gerçekten. Kapı önü benim değil, ev tanıdık değil ama aynı zamanda da çok tanıdık... O ağlıyor , ben bakıyorum..Evin içinden alevler dışarı çıkıyor, evin içinden birileri birşeyler çıkarıyor...
Sonra uyandım...sabah saatin 5'i, kalkmam lazım, hazırlanmam lazım, havaalanına gitmem lazım.
Bu iki gün yollarda olacağım, bakmıyorum anlamına, hiçbir zaman bakmam...Dönünce anlarız nasıl olsa...
8 Ekim 2009 Perşembe
İyi, çok güzel..
Güzel haberler günü...
- Son dakikada ortaya çıkan bypass ameliyatı başarı ile tamamlandı.5 tıkanık damardan, 2 si değişirildi,3 ü açıldı...çok şükür.
- Ankara'dan Bodrum'a yeşil ışık,çok şahane..
- Rossi'den süpriz arttırım, müthiş..
- Doğumgünü çocuğu,hastaneden çıkıp evine döndü..ohh be..
- D.p.s gribi kazasız belasız atlattı..yine çok şükür...o bir doğuracak bu gidiş ile ben dokuz !
- L.buddha Japonya seyahatinden döndü,çok da mutlu olarak...ne güzel
- Bir türlü çözümlenemeyen olayın tarafları arasında buzlar sanki erimeye başladı..hadi bakalım
Ben miskinim, hem de çok miskin ve eve dönüpte düşününce, birden günün ne kadar güzel olduğunu kaçırdığımı farkettim..Bu mevsim geçişi midir nedir, artık bir geçip gitse iyi olacak...
6 Eylül 2009 Pazar
...yazasım var...
Birşeyler oldu , herşey gayet eğlenceli,hareketli ve hızlı hızlı geçerken,birşeyler oldu ve hiçbirşey eski tadı vermez olmaya başladı...
Bir kendine dönme,mevcut tekdüzelikten uzaklaşma isteği geldi..bu çok da garip bir durum değildi aslında, rutinden hep nefret etmiş olan ve hep aynı kişiler ile aynı şeyleri yapmaktan adeta arkasına bakmadan kaçan birisi olarak önceleri normal karşıladım..ama adeta bir inziva kıvamındaki Bodrum günlerinde farkettim ki,bir yazasım var..ortaokul-lise ve üniversite yıllarımın alışkanlığı biranda kendini yeniden ve zorla hayatıma sokmak istedi..biraz direndim, biraz üşendim ama ao-star'dan da aldiğim feyz ile başlamaya karar verdim ,nereye kadar sürerse,neler çıkacak görelim bakalım düşüncesi ve merakı ile...
Geç hatta çok geç kalkılmış bir pazar...gazete - facebook - blogs ... bir pazar klasiği Sabahattin.. pazarları akşam üzerini biraz geçe Sabahattin'e gitmek bir klasik,sadece müdaimi yeni ; anotherstar... çok şahsına münhasır,eğlenceli,herseyden rahat rahat konuşulabilecek çok ama çok eski arkadaşım ...benim için hazırladığı müthiş cd günün hediyesi..çok da guzel bir hediye ki bunları yazarken hala onu dinliyorum...
Istanbul'da yaz bitmiş ;havaların soğumasından çok şehrin kalabalıklaşmasından bahsediyorum..Ramazan olmasına rağmen, restaurant birkaç masa turist dışında kendi müşterileri ile tıklım tıklım...keyifli bir yemek,rakı-meze,tabii ki dedikodu ve daha çok dedikodu...sonrası pazar gecesi olmasına rağmen deli gibi bir trafik,hep aynı müthiş cd,muhteşem boğaz yolu ve kafada dolaşan bir sürü ayrı düşünce..en çok da crown...ne yapacağım, daha doğrusu ne yapmam gerektiği, gerçekte tam olarak ne yapmak istediğim; son zamanlar da en çok buna kafa yorarken hala bir cevap bulamıyor olmak ,canımı sıkıyor..biran evvel çözümlemek ve yola devam etmek istiyorum ama olmuyor...konuyu kişiselleştirmeden algılamaya başladan da olmayacak çok iyi biliyorum ama o da olmuyor...
Tek bildiğim,tesadüf diye birşey yoktur! Herşey belirgin bir amaca hizmet için,ona uygun zamanlarda yaşanıyor, olay bu amacın ne olduğunun farkına varmakta..ben hala varamadım :)
galiba biraz cipcip i özlüyorum,sanki o olsaydı,bana başka bir bakış açısı verirdi diye hissetim şuan...ne yapıyor acaba ????
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








